Ana içeriğe atla
        Floresan Işığı
       Edison ampulu karanlık ortamları aydınlatsın amacıyla icat etmiş olmalı. Kendileri ampulu icat ederken, bu miratı akşamları da yakalım da Güneşe karşı laubalilik yapalım şeklinde düşünmemiştir. Ama Güneşin bundan haberi olmayacaktır da. Sonuçta güneşe sırtımızı döndüğümüz an yakmaktayız ışıkları. Ama tasarrufun gereğini uygulamayan bazı belediyeler var ki, sokak lambalarını erkenden açmakta ve güneşe karşı bizi müşgül duruma düşürmektedir!
        Bir anektod daha paylaşmalıyım ki bu da; Tavuk Fabrikaları. Fabrikalar dışarıdan ışık almamaktadır. Böylelikle tavuklara geceyi gündüzü istedikleri şekilde sunmaktadırlar. Dört saat gündüz dört saat gece yaptıkları zaman; tavuklar "N'oluyor yahu" demiyorlar "Hayda ne ara gün bitti. Dur şu hormonlarımı arttırayım günlere göre ayarlayayım" diyorlar. Ve kilo aldıkça alıyor. Biz ise şehirlerde geceyle gündüzümüzü floresan lambası altında karıştırıyoruz. Uyku sorunları yaşıyoruz ve iş veya okul için kalktığımız da sabahın körü diyoruz. Halbuki o gecenin körüdür. Bu ise Günaydındır yani gün aymış. Saat 10'da söylenmesinden ziyade 7'de filan söylenmesi icap eder.
        Uykumuzun yanında bizden birşeyler daha aldı bu ampul. Sizlere bizleri hayvanlardan ayıran en büyük özellik sorulsa -Aklımız dersiniz. Ben ise -Gökyüzüne bakmak derim. Keza hayvanlar yere bakarken biz, gökyüzüne bakıp hangi yıldızlardan düştüğümüzü hayal ederdik. Evet ederdik. Şimdi ise gökyüzüne baktığımızda yıldızları göremiyoruz ve göremediğimiz için de bakmıyoruz. Bakıyorum da şu şehirde bizi hayvanlardan ayıran şeyler yok da bizi hayvanlara benzeten bir şey var.
       Gökyüzüne bakarken olaki bir yıldız kaysın ve sen bir dilek tut. Ama bu dilek ki buruk olsun biraz. O yıldızın bir ikizi vardı, gökte asılı duran diğer çoğu yıldızın olduğu gibi. İkizinin hypernova olduğu an o da tüm hızıyla kaydı gökyüzünden. Fiziği pek anlamayan bizler için şöyle anlatmak gerekirse; bir çocuğu ellerinden tutupda etrafımızda döndüğümüz an, iki tarafında ayaklarının yerdem kesildiğini hayal edin. İşte bir yıldız yok olurken diğeride onun yokluğu ile savrulmaktadır. Tuttuğunuz dilek ise benim için; Geceleri ışıksız bir dünya olsun. Gökyüzüne baktığınız da diğer yıldızların beyazlığının aksine açık sarı olan Barış Tanrısı Mars görün.


Barış Tanrısı Mars
İnsanoğlu Mars'a savaş tanrısı demiş. Zannımca talihsizlik olmuş. Biz ki barışı dahi savaşla getiren, biz ki bilinen tarihde 230 yıl kadar savaşmadan durabilmişiz. Lisanımız, Dinimiz, Irkımız farklıdır diye savaşmışız. İhtiraslarımız için onurumuzdan yüksek gördüğümüz izmleri ayaklar altına almışız. Kimin haklı olduğuna duello ile karar vermişiz. Kim oluyor bu Mars ki; Savaş Tanrısı diyorlar zatına. Kanaatimce Savaş Tanrısı Dünyadir. Mars da olsa olsa Barış Tanrısı filandır.

Yorumlar